Kültür-Başlık

KÜLTÜR

Ayın Artizi: Muhammed bin Selman

Yazar: Yeter Birinci

Bu ay artizliğin ortadoğusundayız, hamdolsun, siz de iyisinizdir umarım.
Acayip çok şey oldu ki bu ay, hem bizim oflaysınsın önünde hem gündemde, yüksek hakem kuruluna yazıp şu Mart ayını biraz uzatmalarını istesek iyi olur diye düşünmedim değil.
Neyse olan biteni diğer sayfalardan okumuşsunuzdur, bizim konumuz artizlik olduğu için, tüm bu olanların bir ibreti yokmuş gibi, ordan burdan çıkan, alakasızlığıyla beliren, bu alakasızlığını utanıp sıkılmadan satarak, artizliğin koşullarını bu dönemde en dolu dolu yerine getiren, Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Kral Selman'ın oğlu, he 21 yüzyılda olsak da kralı, veliaht prens Muhammed bin Selman'dan bahsedecez. Kemerlerinizi ve kasklarınızı iyi bağlayıp, tri-di gözlüklerinizi iyi takın, çünkü aslında kızılacak bir adamdan mizah niyetine bahsedip can sıkabiliriz, ama yine de hatırlatırız ki, kızılacak olana yapılacak doğru şeylerden iyi biri de, onu dibe batırmaktır. Kırık bir İngilizceyle ifade etmek gerekirse, mind the kezzap words!

Ne mi geveliyorum, anlatayım. Geçen dükkanın önünde dezzeminoğlı buralardaydı. Elbistanlı biriyle tartışıyorlar, Brexit toptancıları nasıl etkileyecek diye, nerdeyse kavga edecekler, sesleri geliyor içeriye. Ben de soft drink dolabını dolduruyom, o ara dondurmacı geldi, para ve yeni sipariş almaya. Sen ne dersin dedim dondurmacıya, dışarda süren muhabbete işaret ederek, abi ben politikaya karışmam dedi. Bahar geliyor, dolduralım mı dolabı cornetto ve magnumlarla diye sordu sonra. Kem edip küm diyip sadece ihtiyacım olanı sipariş edip, ısrarlarına da hadi hadi dedim, o da, abi alacağım var dedi, Hakkı'dan dışardaki Elbistanlıyı kastederek, ben de elemanı yollayıp döndüm tezgahdaki bulmacaya.

Aradan 10 dakka geçip de bulmacanın artık dolacağı kadar dolduğuna kanaat getirdikten sonra, dışarıya çıktım ki, ne çıkayım, dondurmacı da hala orda, karışmış muhabbete bangır bangır Avrupa Birliği'nin getirdiği dolaşım ve çalışma özgürlüğünden, emekçi haklarını güvenceye almasından, tüketim mallarını ucuzlaştırıp fakir fukaraya yardım ettiğinden felan bahsediyor. La tropic solero dedim, hani sen politikadan anlamıyordun artiz, adamdan alacağın var diye olmuşsun Remainer, ne ayak, in misin cin misin, dondurmacı mı? Neyse fazla sürmeyip dağıldı muhabbet sonra, Elbistanlı, la olum AB'ci olmasan da senden dondurma alırız, ama paranı yine taksit taksit öderim dedi. Yani anlatmak istediğim, işte bu sadece çıkardan dolayı alakasız alakasız, ordan burdan şahsiyetlerin zuhur olma teması, şu prens Muhammed bin Selman'ın İngiliz devleti tarafından kullanılması artizliğinin özeti.

İtiraf etmek gerekirse, yaşadığımız çağ açısından kendisinden de alakasız akraba erkekleri pek yakın dönemlerde darbevari ayaklarla alaşağı ederek, veliaht olarak parlayan bin Salman, İngiltere'nin Suudi Arabistan'a yaptığı'buy 1 get 1 free' silah satışlarıyla hem gündeme hem de ülkeye geldi. Arkadaş başbakan May'le görüştü, May'in de derdi, Brexit sonrası bak başkalarıyla da ticaret yapabiliriz diye elemanı kobay olarak kullanmak biraz. Reformcu felan de geçiniyor arkadaş, Katar'la ilişkileri kesip gerilimi artırdığı, Yemen'de yığınla insanı öldürdüğü, kendisi kadar açgözlü İran devletine karşı saldırgan tehditlerine de rağmen arkadaş özgürlükçü, kadınlara araba kullanma ve futbol maçlarına gitme izni verecek. Tayyip'in köprü ve yol yapması gibi.



Neyse ortalık Brexitti, ortadoğuydu, kar kıştı, son dönemlerde şu ajan ve kızının zehirlenmesiydi, arkadaş, bişey yokmuş gibi, pişkin pişkin gelip silah anlaşması yapıyor, bol bol boy gösteriyor. İngilizci oluyor. Bizim dondurmacı gibi. Bir de önceki artizlere bakarken gördüğümüz artizin kullanıldığı halde, kullanılarak geldiği halin somutluğu yerine kendi kafasında yarattığı sütlü çukulatalar diyarında yaşıyor olması itibariyle. Eleman bir de kazandığının hepsi kendinin emeği ya, bir yardım fonu açtı, İngilizlerle yaptığı £65 milyarlık silah anlaşmasının yanında, siz daha Cornetto satışındasınız.

Ne olacak böylesi para ve iktidar babalarında artizlik meslek icabıdır diyebilirsiniz, ama bu adamın özgül dallamalığı zamanlamasında, demagojisinin gereksiz yeni katsayısında, batmakta olan bir hükümetin ucuz bir kamuoyu numarası olmasına kendisini bile bile verip bir halt olduğunu ve işlediğini varsayıp, yüzsüzlüğünü meziyet sanmasında.

Mantıklı ve samimi Martlar efendim