Kadın - başlık

KADIN

8 Mart Röportajları

(Çiğdem Aslan)

15 yıldır bu ülkedesin, Avrupa’nın birçok ülkesinde ve Türkiye’de sahneye çıkıyorsun. Göçmen olmanın şüphesiz bir sürü zorluğu var peki sen göçmen sanatçı bir kadın olarak ne tür zorluklar yaşıyorsun?

Birkaç zorluktan bahsedebiliriz. Mesela meslek olarak hafife alınma ya da ciddiye alınmama. Bu maalesef daha çok kendi toplumuzda karşılaştığımız bir problem. Değişik şekillerde ortaya çıkıyor. Bazen bir etkinliğe çağrıldığınızda karşılaştığınız tutumda ya da günlük hayatta. Elbette bir kalıba konma ve ona göre hareket etme beklentisi hala büyük problem.

Şahsen ırkçılığa/ayrımcılığa maruz kalmadım (belki de farkında değilim.) Bilakis mesleki olarak dünya müziğine gösterilen ilgi bir yönüyle benim projelerimin dikkat çekmesine de neden oldu. İngiltere ve Avrupa’daki pozitif ayrımcılık bir nebze de olsa kadın sanatçıların daha aktif olmasına katkıda bulunuyor sanırım ya da hali hazırda yaptıkları işlerin daha fazla öne çıkmasına.

Sanat, özellikle de müzik, dilinden, sözünden ve zamanından öte müthiş bir birleştirici ve sanırım sen birçok dilde ve türde şarkı söylerken bunu her seferinde deneyimliyorsun. 8 Mart’ı karşıladığımız şu günlerde, anlamına da uygun olarak, ne söylemek istersin?

Müzik gerçekten birleştirici. Birbiriyle alakalı olan-olmayan insanların aynı tınıdan zevk alması zahmetsiz bir birleştiricilik ve empati kurmak değil de nedir? Sanatın her alanında var tabi bu, ama müzik biraz daha etkili ve kolay yapıyor bunu. Bir arada olmak, kuvvetli olmak demek. Müziğin politikanın, dinin, vb. çok ötesindeki bu gücüne en çok kadınlar sarılıyor bence. Yaşamın her alanında olduğu gibi... 8 Mart Tüm Emekçi Dünya Kadınlarına kutlu olsun.

Reyhan Kurban

Göçmen olduğunuz ülkede kadın bir işçi olarak uzun yıllar çalıştınız. Göçmen işçi kadın olmak nasıl bir şey?

Göçmen bir kadın olarak iki türlü eziliyorsun. Hem işyerinde eziliyorsun hem evde. Göçmen bir kadın olmak başlı başına bir sorun. Geldiğin ülkeyi tanımıyorsun, bir. Dilini bilmiyorsun, iki. Bu ülkeye adapte olmak için sorun yaşıyorsun, ne buraya ait hissediyorsun ne de kendi ülkene ait hissediyorsun. Tabii ki ücret eşitsizliği vardı. Ben saat ücretiyle çalışıyordum.

Benim saat ücretim beş liraydı, yanımda çalışan erkeğinki sekiz lira. Ben de aynı işi yapıyordum, o da. Hatta patrona söyledim, ben de ayni işi yapıyorum dedim. İşine gelirse çalışırsın demişti bana.

Kadınların mücadele ve dayanışma günü olan 8 Mart sizin için ne ifade ediyor?

8 Mart benim için anlamlı bir gündür. Elbette uluslararası bir dayanışmadır. Çünkü bundan yüz yıl önce kadın işçilerin ücret eşitsizliğinden dayanamayıp baş kaldırıp isyan bayrakları dikmişlerdir ve canlarının pahasına direnişe geçmişlerdir. Bu anlamda önemlidir 8 Mart benim için.

Bugün de çalışan kadınların talepleri neredeyse aynı. Ücret eşitsizliği devam ediyor. 160 yıldır kadınlar aynı şeyi istiyor aslında. Sizce bugün kadınlar ne yapmalı?

Elbette çalışan kadınlar için fazla bir değişiklik olmadı. Eğer biz kadınlar birlik olursak çok şeyler değiştiririz. Bence direnmeliyiz sonuna kadar.

Daha çok sokaklara meydanlara çıkmalıyız elbette. Ücretler eşit oluncaya kadar direnmeliyiz. Bas kaldırmalı, boyun eğmemeliyiz. Bu, tabii ki evde de geçerli olmalı. Bir kadın olarak, isterim ki, kadınlar her alanda eşit olsun, eşit ücret hakkına sahip olsunlar tabii ki.

Son olarak da sunu ekleyebilirim: Kadına el kaldırmasın, dokunmasınlar. Tüm dünyada kadına bakış açıları aynı erkeklerin. Kadınlar horlanırlar itilirler ne yazık ki!

Pınar Çak (Tıbbi Uygulama Koordinatörü)

Üniversite mezunu genç bir kadın olarak bu ülkeye göç ettin, zorlukları nelerdi?

Türkiye’de üniversiteden mezun olduktan sonra, hemen hemen her gencin hayali olan İngiltere’ye, dil okuluna gelmeye karar verdim ve au-pair olarak 6 ay diye gelerek, 9 yılımı doldurdum. Ben İngiltere’de, ilk adımımı attığımdan beri, çok sıcak ve evimde gibi hissettim. Irkçılık ve kötü insanlarla karşılaşmadım. Umarım hiçbir zaman da karşılaşmayız.

Benim İngiltere’de kalma sürecimdeki tek kabusum vizelerdi. Özellikle de Ankara Anlaşması. Mesleğimden çok ayrı bir meslek dalıyla başvurmak zorunda kaldım ve bu, istediğim mesleği yapmamı tam anlamıyla 5 yıl geciktirdi. Ben, Ankara anlaşmasıyla çalışırken, vakit kaybını önlemek için, bu süreyi, üniversiteye devam edip birkaç şirkette ücretsiz staj yaparak değerlendirerek ruhumu tatmin ettim.

British pasaportu almak ya da burada kalmak pahasına genç arkadaşlarım Ankara Anlaşmasına başvurup alakasız işler yaparak Türkiye’de aldıkları üniversite diplomalarını burada resmen çöpe atıyorlar. 25inde bu ülkeye gelip 30’lu yaşlarında British olduklarında da birden ortada kalıyorlar. Ankara Anlaşması sırasında 4 yıl boyunca sadece self employed olarak çalışabilmek insanı bir hayli zorluyor.

Peki bu ülkede kadın haklarının kapsamı ile ilgili ne düşünüyorsun?

Bana göre, İngiltere, kadına değer verme ve eşitlik konusunda dünyanın başında gelir. Londra’da merkezde çalışan biri olarak, kadın erkek ayrımcılığına hiç rastlamadım. Aksine kadına daha çok öncelik verildiğini görüyorum. Belki ben çalıştığım kurumdan dolayı şanslıyım, bilmiyorum. Ama maaşlar konusunda erkeklere ayrıcalık sağlanıyor konusuna asla katılmıyorum. Bence İngiltere, özellikle de Londra bir kadın için oldukça özgür ve demokratik bir şehir.